Rüyada Yüksekte Durmak Ne Anlama Gelir? Bir Hikaye Üzerinden
Kayseri’de, kışın soğuklarıyla ünlü, yazın ise o sıcağın içine gömülmüş bir şehirde yaşıyorum. Ama burası, hep aynı, bildik yerler, insanlar ve sokaklar. Yani bir şekilde alıştım, tüm bu rutinlere. Ama bir sabah, başka bir dünyaya açılan bir kapı gibi, rüyamda yüksekte durduğumu gördüm. Kafamda dönüp duran düşüncelerle uyanmak, insanı bazen çok garip hissettiriyor. O rüyayı düşündükçe, bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorum. Belki de yükseldiğimi, yükseklerde olduğumu hissetmek, aslında bir şeylerin tam anlamıyla yerine oturmamış olduğu anlamına geliyordu.
O An, O Yükseklik ve O Korku
Rüyada yüksekte durmak, çok korkutucu bir şeydi. Başım dönerken, rüyanın her anında, bir adım daha atmam gerektiğini hissediyordum. Yüksek bir bina, benden çok daha büyük, çok daha güçlü bir yapıyı andırıyordu. Altımda boşluk, gökyüzüne kadar uzanıyordu. Her şeyin dibine bakıyordum, bir adım daha attım, her şey kayboluyordu. O kadar yüksek ve o kadar yalnız hissediyordum ki, kendimi orada bir kaybolmuş ruh gibi hissediyordum. Kalbim küt küt atıyordu, sanki vücudum bana başka bir şey söylüyordu. Düşme korkusu, hep aklımdaydı. Ama bir yandan da başka bir şey vardı; bir tür heyecan, bir şeylere varmışlık duygusu. Yüksekte olmak, belki de hayatımda eksik olan o cesareti bulmamı simgeliyordu.
O rüya, bana hayatımda kaybolduğumu düşündüğüm bir zamanı hatırlattı. O kadar yükseldim ki, ne altımı ne de çevremi görebiliyordum. Kendimi bir şeylerin dışında gibi hissettim. O an, sanki hayatımda çok şeyin eksik olduğunu fark ettiğim bir andı. Herkesin gözünün önünde, herkesin beni izlediğini hissettim. Yükseklerde durmak, insanın yalnızlaşmasını da simgeliyor galiba. İnsan ne kadar yükselirse, o kadar yalnız kalıyor. O yükseklik, içinde kaybolduğum duyguların sembolüydü belki de.
Yükseklik, Hayatın Ve Geleceğin Sembolü Mü?
Sonra, o rüyada bir adım attım ve kendimi düşer gibi hissettim. Ama düşmedim. Her şey durmuştu. Bütün duygularımın arasında bir yerlerde, sanki hayatla barışmaya çalışıyordum. Ama içimde bir umut vardı. Yükseklik, aslında insanın bir şeylere ulaşmaya çalıştığı, hayatta bir yer edinme çabasıydı. O an, bana hayatımın içinde sıkışıp kaldığımı düşündüren bir anı hatırlattı. Sanki bir şeyleri elde etmek için yüksek yerlerde durmam gerekiyordu. Ama yükseklik, bir yandan da başarısızlık korkusunu getirdi. Başarmak ya da bir şeye ulaşmak, insanı bazen korkutuyor. Yükseğe çıktığınızda, bu korku daha da büyüyor. Çünkü düşme ihtimali, her zaman var.
Hayatta da yükselmek, bir adım daha atmak, hep yeni bir soruyu getiriyor. ‘Ya başarısız olursam? Ya yanlış karar verirsem?’ Bu sorular, bazen insanın en büyük korkusu haline geliyor. O rüya, bana bunu gösterdi. Yükseğe çıkarken, bir yandan da insanların beni nasıl göreceğini, nasıl değerlendireceğini düşündüm. Rüyadaki yüksek yerin, aslında hayatımda elde etmeye çalıştığım bir yer olduğunu fark ettim. Belki de yüksekte durmak, tüm bu kaygıları, korkuları bir kenara bırakıp, kendimi ve geleceğimi görmeye çalışmamı simgeliyor.
Yükseklerden Düşmek, Kendi Kendine Bir Yükselme Çabası
Bir süre sonra, o rüyada daha fazla duramayıp, kendimi düşer gibi hissettim. Ama düşmedim. Bütün duygularım karıştı. Huzursuzluk, korku ve heyecan… Ama düşmeyi beklerken, başka bir şey fark ettim. Yükseklerde durmak, aslında düşmekten korktuğum kadar, düşmeyi de kabul etmekti. Bir adım daha atmak, bazen insanı bilinçaltındaki korkularıyla yüzleştiriyor. O rüya, bana düşmenin aslında bir nevi yükselmek olduğunu öğretti. Düşmek, hayatta ilerleyebilmek için bir adım daha atmak demekti. O yüzden belki de rüyada yükseklerde durmak, sadece bir noktaya ulaşmak değil, aynı zamanda her an bir şeyleri kaybetme riskini de alabilmek demekti.
Hayatta yükseldiğimizde, bir noktada kendimizi yalnız hissedebiliriz. Ama yalnızlık, aslında bir şeyleri başarmak için bir süreçtir. İnsan bazen en yüksek noktada durduğunda, içindeki tüm soruları ve korkuları tartar. Rüya, bana hayatın inişli çıkışlı olduğunu ve bu yolda düşmenin de, çıkmanın da bir parçası olduğunu hatırlattı. Yüksekte durmak, hayatın her zaman yolunda gitmediğini anlamak demekti. O yükseklik, aslında her an içinde kaybolma ve bulma şansı tanıyordu.
Rüya ve Gerçek Hayat: Korkularla Yüzleşmek
Rüyada yüksekte durmak, bazen hayatın ne kadar korkutucu, ne kadar karmaşık olduğunu hissettirebilir. Ama aslında o yüksek yer, bir şeylere ulaşma yolunda verilen çaba, uğraş ve duygusal mücadelelerimizin bir simgesiydi. Yükseklik, her zaman arzuladığımız bir şeyin peşinden gitmenin, onu başarmanın tezatıdır. Korku ve heyecan, bazen bir arada yaşar. Yüksekte durduğum o rüya, bana hayatın ne kadar yüksek ve alçak olabileceğini, ne kadar inişli çıkışlı bir yolculuk olduğunu gösterdi. Ama belki de bu yolculuk, düşmekten korkmamayı ve her adımda bir şeyler kazanmayı gerektiriyordu.
Şu an belki de hala o yükseklik, içimdeki korkularla mücadele etmeyi ve daha yükseğe çıkmayı simgeliyor. Ama bir yandan da düşme korkusunu hissetmek, o yükseklikte olmak, bir yere ulaşmaya çalışan her insanın yaşadığı duygulardan biri. Bu rüya bana, hayatın her anında yüksekliklerin ve alçaklıkların olduğunu, ancak her zaman bu duyguları kucaklayarak yaşamamız gerektiğini hatırlattı.