Arşın ve Endaze Kaç Cm? Bir Ölçü Birimi Üzerinden Felsefi Düşünceler
Bir ölçü birimi, hepimizin bildiği bir şeydir: bir uzunluk birimi. Ancak bu basit gibi görünen soru, aslında ne kadar derin ve düşündürücü olabilir? “Arşın ve endaze kaç cm?” sorusu, bir anlamda fiziksel bir hesaplama gibi görünse de, zamanla bu ölçüler, insanın düşünsel çerçevesine de yansımış ve felsefi sorgulamalara kapı açmıştır. Bu yazıda, hem bireysel hem de toplumsal anlamda arşın ve endaze gibi eski ölçü birimlerinin neyi ifade ettiğine dair düşüncelerimizi, etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefi bakış açılarıyla sorgulamak istiyorum.
Arşın ve Endaze: Nedir Bu Ölçüler?
Arşın ve endaze, özellikle Osmanlı İmparatorluğu ve öncesi dönemde, uzunluk ölçü birimleri olarak kullanılmıştır. Bu ölçü birimlerinin bugün standart metrik sisteme (centimetre, metre gibi) dönüştürülmesi, çağdaş dünyada çok yaygın olmasa da tarihsel olarak birer kültürel değer taşırlar.
1. Arşın: Arşın, yaklaşık 68–75 cm uzunluğunda bir ölçü birimi olup, genellikle kumaş ölçülerinde kullanılmıştır. Bu ölçü, insan vücudunun ölçüleriyle, özellikle bir insanın kol uzunluğuyla ilişkilidir. Bu, insanların kendi bedenlerini bir referans alarak ölçüm yapmalarının bir sonucu olarak doğmuş bir birimdir.
2. Endaze: Endaze ise genellikle daha büyük bir uzunluk birimidir ve 1 endaze yaklaşık 2,5 metreye denk gelir. Ticaret ve inşaat gibi sektörlerde kullanılırdı. Arşın ve endaze gibi eski ölçü birimleri, insanın yaşadığı toplumun yaşam tarzını ve düşünsel yapısını yansıtır.
Fakat bu ölçüler, sadece matematiksel bir hesaplamadan ibaret değildir. Bu ölçülerin insan zihninde nasıl şekillendiği, onların tarihsel ve kültürel bağlamları üzerinde düşünmek, bizlere insanlık durumuna dair pek çok şey öğretebilir.
Ontolojik Bir Perspektif: Arşın ve Endaze’nin Varoluşu
Ontoloji, varlık ve varlıkların doğasını sorgulayan felsefi bir disiplindir. Arşın ve endaze gibi ölçü birimlerinin varlığı üzerine düşündüğümüzde, bu kavramların nasıl ortaya çıktığını ve ne tür bir “varlık” taşıdığını incelememiz gerekir. Varlık, somut ve soyut öğelerin birleşimidir; ancak bir ölçü birimi, aslında hem somut bir gerçeklik hem de soyut bir toplumsal inşa olarak karşımıza çıkar.
Arşın, ilk bakışta fiziksel bir ölçü birimi gibi görünüyor. Ancak ontolojik olarak, arşın bir insanın bedenine dayanan birimdir. İnsan varlığının doğrudan bir parçasıdır; ancak aynı zamanda bir kültürel anlam taşıyan, zamanla biçimlenen ve farklı coğrafyalarda farklı anlamlar kazanan bir kavramdır. Bir arşın, bir insanın kol uzunluğuna benzer bir şekilde, ona dair somut bir ölçü verirken, toplumsal anlamda da bir güç ve statü göstergesidir.
Burada, Heidegger’in varlık üzerine düşündüğü gibi, bir ölçü birimi de yalnızca bir araç olmanın ötesine geçer ve toplumlar için bir varlık biçimi haline gelir. Bir arşın, aslında bir bedeni ölçerken, bu bedene dair kültürel, toplumsal ve ontolojik bir iz bırakır. İnsan bedeni ve bu bedene atıfta bulunan ölçüler, birbirine paralel olarak kültürel ve epistemolojik yapıları inşa eder.
Epistemolojik Bir Perspektif: Arşın ve Endaze ile Bilgi Arayışı
Epistemoloji, bilginin doğasını, kaynaklarını ve doğruluğunu araştıran felsefi bir disiplindir. Bir ölçü birimi, aynı zamanda bir bilginin biçimi ve aktarımıdır. Arşın ve endaze, insanların dünyayı nasıl bildiklerini ve ölçtüklerini gösteren bir tür bilgi sistemidir.
Günümüz metrik sistemi ile karşılaştırıldığında, arşın ve endaze gibi ölçülerin bilgiye dair anlamı oldukça farklıdır. Metrekare ya da santimetre gibi modern ölçü birimleri, evrensel bir kesinlik ve standardizasyon sunar. Ancak arşın ve endaze gibi eski ölçü birimleri, kültürel bir bağlama dayalı bilgi akışını temsil eder. Buradaki bilgi, sadece birimlerin ne kadar uzun olduğunu bilmekten ibaret değildir. Aynı zamanda toplumsal bir anlam taşır; her kültür, kendi ölçülerini yaratır ve bunlar, o toplumun dünyaya bakışını yansıtır.
Örneğin, bir Osmanlı tüccarının arşınla ölçü yapması, onun sadece bir malı ölçmesi değil, aynı zamanda o kültürdeki ticaretin ve üretimin şekil almış bir bilgisidir. Bu ölçüler, insanın çevresiyle kurduğu ilişkiyi ve zamanla biriken bilgiyi yansıtır. Bu bağlamda, arşın ve endaze gibi eski ölçü birimlerinin bilgi kuramına katkılarını değerlendirirken, epistemolojik olarak çok daha geniş bir perspektife ihtiyaç duyarız.
Etik Perspektif: Arşın ve Endaze ve Toplumsal Adalet
Bir ölçü birimi, aynı zamanda toplumsal eşitsizliklerin, adaletin ve etik değerlerin de bir yansıması olabilir. Arşın ve endaze gibi ölçüler, toplumların ticari, askeri ve günlük hayatlarında kullanılan araçlar olmasının yanı sıra, bu toplumların etik ve adalet anlayışlarını da şekillendiren unsurlar olabilir.
Düşünelim, bir arşın kullanılarak bir mal alındığında, bu ölçü biriminin doğruluğu ve güvenilirliği, ticaretin adaletli olup olmadığına etki eder. Eğer bir ticaret yapılıyorsa ve bu ticaretin temelinde arşın ya da endaze gibi ölçüler varsa, bu ölçülerin ne kadar doğru olduğu sorusu, bir etik meseleye dönüşebilir. Doğru ölçüm, ticaretin şeffaflığını ve adaletini sağlar.
Bir anlamda, arşın ve endaze gibi ölçü birimlerinin doğruluğu, o toplumda etik bir sorumluluğun göstergesidir. Eğer ölçüler manipüle edilirse, bu durum toplumsal adaletsizliğe yol açar. Sonuçta, bir ölçü biriminin doğruluğu, toplumsal bir etik anlayışını simgeler.
Sonuç: Ölçü Birimleri ve Felsefi Derinlik
Arşın ve endaze gibi eski ölçü birimleri, sadece sayılarla ölçülen fiziksel uzunluklar değildir. Bunlar, ontolojik, epistemolojik ve etik bağlamlarda derin bir anlam taşır. Bu ölçülerin tarihsel köklerine ve toplumsal işlevlerine bakarak, insanlık durumunun nasıl şekillendiğini anlayabiliriz.
Bir ölçü birimi, aslında o toplumun dünyayı nasıl gördüğünü ve ne kadar ölçülebilir hale getirdiğini gösterir. Arşın ve endaze gibi birimler, insanın toplumuyla kurduğu ilişkinin, onun bedeninin, bilgisinin ve etik değerlerinin birer yansımasıdır. Bu soruyu sormak, hepimizi daha derin düşünmeye ve daha geniş bir perspektiften dünyaya bakmaya davet eder: Bir ölçü neyi ölçer, ve biz gerçekten neyi ölçmek isteriz?