“Fetih 1453 Gülbahar Hatun kim?” Sorusu Üzerine Siyaset Bilimi Perspektifi Bir insan olarak güç ilişkileri, kurumlar ve toplumsal düzen üzerine kafa yormayı seviyorum; çünkü tarihteki kişiler ve olaylar, salt geçmişin kalıntıları değil, bugünümüzü ve geleceğimizi anlamamız için birer aynadır. “Fetih 1453 Gülbahar Hatun kim?” sorusu da bu açıdan bakıldığında, sadece bir karakterin kimliğini sormaktan öte, iktidar yapılarının evrimini, meşruiyet kaynaklarını ve yurttaşlık ile toplumsal normların nasıl üretildiğini tartışmamıza imkân sağlar. Tarihî kaynaklara baktığımızda Fetih 1453 bağlamında anılan Gülbahar Hatun’un, 1453 doğumlu ve Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in eşi, Yavuz Sultan Selim’in annesi olan Ayşe Gülbahar Hatun olduğu görülür ki bu kişi…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Giriş: Kelimelerle Erzurum’u Keşfetmek Bir şehrin nüfusunu sayı ve istatistiklerle tanımlamak kolaydır; ama edebiyat perspektifiyle bakıldığında her sayı, bir hikâyeye dönüşür, her isim bir roman karakteri gibi canlanır. Erzurum’da yaşayan farklı etnik gruplar ve özellikle Kürt nüfusuna dair sorular, edebiyat açısından yalnızca demografik bir veri değildir; aynı zamanda kültürel belleğin, anlatıların ve bireysel deneyimlerin kesişim noktasıdır. Kelimelerin gücü, bu verileri somut insan hikâyelerine dönüştürür ve şehrin kimliğini, anlatı teknikleri ve semboller aracılığıyla yeniden inşa etmemizi sağlar. Edebiyat, bir şehrin nüfusunu rakamlardan öte, yaşayan bir organizma gibi okumamızı sağlar. Karakterler, mekânlar, temalar ve dilsel imgeler aracılığıyla, bir topluluğun görünmeyen hikâyelerini keşfederiz.…
Yorum BırakBir Sabah Uyanışı: Aleviler Duaya Nasıl Başlar? Gözlerimi açtığımda aklımda hep aynı soru vardı: Bir Alevi sabahına, gün ışığıyla uyandığında içten bir yakarışla başlayan dua nasıl şekillenir? Bu, sadece sözlerden ibaret bir ritüel değildi; hayatın ritmiyle, doğanın döngüsüyle, insanın iç dünyasıyla kurduğu derin bir temasın başlangıcıydı… İşte tam bu noktada, Aleviler duaya nasıl başlar? sorusu zihnimde beliriverdi — hem tarihi bir merak hem de bugünün pratik yaşamına dair bir arayış. Bu yazı, bu sorunun peşinden giderken inancın köklerine, ritüellerine ve güncel tartışmalara pedagojik bir mercek tutuyor. Alevilik’in Kökleri ve Duaların Anlamı Alevilik, İslam’ın klasik sünni veya şiî ibadet pratiklerinden belirgin…
Yorum BırakKültürlerin Zenginliğine Yolculuk: 3 Ocak ve 4 Temmuzda Ne Olur? Dünyanın dört bir yanındaki kültürler, zamanın akışını ritüeller, bayramlar ve özel günlerle işaretler. Her tarih, belirli bir toplum için anlam taşır ve bazen sıradan bir takvim günü bile derin toplumsal ve kültürel mesajlar içerir. 3 Ocak ve 4 Temmuz gibi günler, farklı coğrafyalarda ve topluluklarda, sadece takvimdeki yerleriyle değil, ritüeller, semboller ve sosyal bağlarla anlam kazanır. Kültürlerin çeşitliliğine meraklı bir insan olarak, bu iki günü antropolojik bir mercekten incelemek, bize hem insan davranışlarını hem de 3 Ocak ve 4 Temmuzda ne olur? kültürel görelilik perspektifini anlama fırsatı sunar. Ritüeller ve…
Yorum BırakGiriş: Kelimelerin Gücü ve Zehirli Anlatılar Bazı sorular vardır ki, onları yanıtlamak sadece maddi bir hesap meselesi değildir; zihinsel ve duygusal bir yolculuğun kapısını aralar. “1 tüp kobra zehri kaç TL?” sorusu da böylesi bir soru. İlk bakışta basit bir fiyat sorgusu gibi görünse de, edebiyat perspektifinden ele alındığında bu soru, insanın ölümle, güçle ve tehlikelerle olan ilişkisini sorgulayan bir metafor haline gelir. Kelimeler, tıpkı bir zehir gibi, anlatıyı dönüştürebilir, okuyucunun zihninde korku, merak veya hayranlık uyandırabilir. Edebiyat, somut gerçeklikleri metaforlarla örer, bilinmeyeni bilinir kılar ve sıradan bir nesneyi bile güçlü bir sembol haline getirir. Kobra zehri, hem ölümün hem…
Yorum Bırak1 Gram Gümüşün Değeri ve Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Pedagojik Bir Bakış Öğrenmek, sadece bilgi edinmekten çok daha fazlasıdır; hayatın dokusunu değiştiren bir süreçtir. Öğrenme stilleri ve farklı öğretim yaklaşımları, bireyin dünyayı nasıl algıladığını ve kendi potansiyelini nasıl ortaya koyduğunu şekillendirir. Bugün “1 gram gümüş ne kadar eder?” sorusunu sadece ekonomik bir perspektifle değil, pedagojik bir mercekten incelemek, bize hem öğrenmenin hem de değer kavramının çok katmanlı doğasını gösterir. Bu yazıda, öğrenme teorilerinden pedagojinin toplumsal boyutlarına, teknolojinin eğitimdeki rolünden güncel araştırmalara kadar geniş bir perspektifle, gümüşün sembolik ve somut değerini tartışacağız. Ekonomi ve Pedagoji Arasında Bir Köprü 1 gram gümüşün güncel…
Yorum Bırakİç Filtreye Aktif Karbon Konur Mu? Psikolojik Bir Mercekten İnceleme Bir şeyi doğru sorarak anlamak, çoğu zaman onu doğrudan tanımlamaktan daha derin içgörüler sunar. “İç filtreye aktif karbon konur mu?” sorusu teknik bir bağlamda basit bir evet–hayır yanıtı gibi görünse de, insan zihninde bu tür soruların nasıl işlendiği psikolojik açıdan son derece zengindir. Bu yazıda bu soru, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji çerçevesinde ele alınacaktır. Okuyucunun kendi içsel deneyimlerini sorgulamasını sağlayacak sorularla ilerlerken; duygusal zekâ, sosyal etkileşim, inanç sistemleri ve bilişsel çarpıtmalar gibi kavramlar üzerinden düşünce yollarını birlikte keşfedeceğiz. 1. Başlangıç: Soru Neden Önemlidir? Günlük yaşamda sorular, sadece bilgi edinme…
Yorum BırakÇocuklarda Baş Ağrısı Nasıl Anlaşılır? Bir sabah, küçük bir çocuk okuldan dönüşte başının ağrıdığını söylediğinde, ebeveynler ya da öğretmenler ne yapacaklarını bilemeyebilirler. Çocukların baş ağrıları, genellikle yetişkinlerden farklı belirtiler gösterir ve bu da onları anlamayı zorlaştırabilir. Çocuğun ağrı hissettiğini anlamak, bazen sadece kelimelerle ifade edilemeyecek kadar karmaşık olabilir. İşte tam da bu noktada, çocuklarda baş ağrısını nasıl anlayabileceğimiz sorusu devreye giriyor. Çocukların ağrılarını tanıyabilmek, onların yaşam kalitesini artırabilir ve sağlıklı bir gelecek için önemli bir adım olabilir. Çocuklarda Baş Ağrısının Tanınmasının Zorlukları Çocuklar baş ağrısını ifade ederken, yetişkinler gibi açıkça tanımlamakta zorlanabilirler. Küçük yaşlardaki bir çocuk, hissettiği ağrıyı “başım ağrıyor”…
Yorum BırakSupla Kaç Numara Tığla Örülür? Toplumsal ve Kültürel Bir Analiz Giriş: El Emeği ve Toplumsal Yapılar Bir gün, bir arkadaşımın evinde misafir oldum. Masanın ortasında zarif bir şekilde yer alan bir supla dikkatimi çekti. Kendisi, evinde çok sayıda el işine yer veren bir insandı ve bu supla da onlardan biriydi. Hemen sordum: “Supla kaç numara tığla örülür?” Cevap basitti: “Genelde 3 ya da 4 numara tığ kullanılır, ama tamamen kullanılan ipin cinsine ve istenilen boyuta bağlıdır.” Ancak bu basit cevap, bana başka soruları da beraberinde getirdi: El emeği göz nuru bu küçük parçaların üretimi, gerçekten yalnızca pratik ve estetik bir…
Yorum BırakSaçım Neden İnceliyor? Felsefi Bir Yaklaşım İnsanın varlığına dair derin sorular her zaman gündemde olmuştur. Saçın incelmesi, çoğu zaman fiziksel bir mesele gibi görünse de, felsefi açıdan bakıldığında çok daha büyük bir anlam taşır. Saçın incelmesi sadece bir estetik kaygı mı yoksa insanın varoluşsal bir değişiminin simgesi mi? Epistemolojiden ontolojiye, etik ikilemlerden felsefi modellerin izlediği çizgilere kadar bu soruyu farklı açılardan ele almak, hem bireysel hem de toplumsal bir perspektife dair yeni anlamlar üretebilir. Saçım neden inceliyor? Bu soruya verdiğimiz cevap, dünyayı nasıl algıladığımıza, kim olduğumuzu ve ne olacağımızı nasıl anladığımıza dair de önemli ipuçları sunar. Felsefi Bir Giriş: İnsan…
Yorum Bırak